Yasemin Yolal  Duru

Dil ve Konuşma Terapisti

@anneterapist

Bebeklikten Çocukluğa  "Kitap"

 

   Bebeklikten iki yaşa kadar olan dönem ve iki yaşından okul öncesi döneme kadar geçen süre kendi içerisinde iki kritik evreye ayrılır.  Bebekler henüz anne karnından başlayarak anne- babasının sesine ve dış seslere tepki vermeye başlar. Çok gürültülü ortamlarda sakinleşip dinlenme haline geçebilir ya da rahatsız olup huzursuzluk duyabilirler.  İnsan ve konuşma sesine verilen bu ilk tepkiler doğumdan itibaren de devam eder ve giderek konuşma seslerine olan ilgileri artar. Onunla konuştuğunuzu fark ederler ve ağız hareketlerinize dikkatlice bakarlar.

 

    İşte bu dönemden itibaren bebeğimizle konuştuğumuz gibi onunla kitap da bakabiliriz. Nasıl her anlattığımızı anlamadığını bile bile konuşmaya devam ediyorsak, ona uygun görseller ve grafikler içeren kitaplar ve kartlar da artık bir etkileşim aracımız haline gelmelidir. Çünkü dil ve konuşma ediniminin hızlı olduğu bu dönem çok kıymetlidir.  

 

   Bebeğinizle konuşurken ve onunla etkileşimi kurarken, bebeğiniz normalde olacağından daha fazla  dinleme, akılda tutma, bellek gelişimi, ortak ilgi ve dikkati sürdürme, neden – sonuç ilişkisi kurma becerisi geliştirmiş olur. Sizin katkılarınızla şekillenmekte olan beyin hücrelerinin oluşturduğu ağlar; sesinizle, mimiklerinizle, ona yaptığınız oyunlarla ve sorduğunuz sorularla giderek zenginleşir. Peki sinir hücrelerinin zengin ve çeşitli biçimde uyarılıp ağ kurması neden bu kadar önemlidir?

 

   Beynin kullan ya da kaybet kuralına göre kullanmadığımız hücre atıldır ve kullanım dışı kalır. Bebekler doğduklarında maksimum sinir hücrelerine sahiptirler ve  ancak bu hücrelerin uyarılmasıyla beyindeki sinir ağları örülür.  Bebeklik dönemi için konuşursak dış dünyadan alınan bilgiyi duyu organlarımız sayesinde anlamlandırmaya çalışırız. Her türlü öğrenme bu uyaranların tekrarlı ve benzer şekilde uyarılmasıyla gerçekleşir. Kitaplar sayesinde, işitme, görme, dokunma, duyuları oldukça uyarım halindedir. Özellikle çeşitli yüzeyler içeren kitaplar sayesinde bebek aynı anda aldığı tüm bu bilgileri kodlayarak dil ve kavram gelişimini oluşturmaya başlar. Kartlardan ziyade  gerçek kitap formuyla karşılaşan çocuk kendisine sunulan bu oyun nesnesiyle kurduğu erken etkileşim sayesinde ileri dönem okuma alışkanlıklarına da temel atılmış olur. Kitaplar ile merak arasında kurduğu bağlantı nedeniyle bebek ve çocuklar kitap yolu ile öğrenmeye de aşinadırlar.

     Yurt dışında yapılan bazı çalışmalara göre günlük kullanılan sözcük sayısı oldukça sınırlıdır. Yaklaşık üç yüz kadar. Bebek ve çocuğa yöneltilen dil düşünüldüğünde çocuğun  maruz kaldığı sözcük ve cümle yapısı çeşitliliği daha da azalmaktadır. Ayrıca annesi konuşkan olan çocukların,  annesi konuşkan olmayan çocuklara göre okul çağına geldiğinde hatırı sayılır derecede daha fazla sözcük bildiği bildirilmiştir. Okul çağına gelen bir çocuktan ne düşünüp ne hissettiğini detaylı bir şekilde anlatması beklenir. Eksik ifade becerisine sahip çocuklar akademik olarak potansiyelinin altında performans gösterme riski altındadır. Bu durumda açığı kapatmanın tek yolu kitap okumak, kitap bakmak ya da etkileşimli kitap paylaşmaktır.

    Çocuğun ilgileri doğrultusunda seçilecek kitaplar sayesinde çocuğunuzun hem özvarlığını ortaya koymasına destek olurken,  okulda karşılaşacağı beklentilerin altında kalmaması  da sağlanmış olur. Ayrıca birlikte paylaşılan her sayfada karşılıklı görüş bildirme yoluyla hem çocuğunuz sizi hem de siz çocuğunuzu daha iyi tanıma şansına erişmiş olursunuz.

   Kitap okumak kadar kıymetli olan hikaye ya da masal anlatmak da çocukların zihinlerinde sayısız kapı açar. Bu da başka bir yazının konusu olarak köşede dursun. Lütfen hangi yaş olursa olsun masal anlatmayı ihmal etmeyelim.

Yasemin Yolal Duru