Tansu

Kahyaoğlu

İçinden Hikâye

Geçen Çocuklar

      Güzel ve müzmin bir hastalıktır okumak. Bir kere yakalandı mı artık kurtulamazsın. Tüm ömür boyu ilaçların olan kitaplara bağımlısındır artık. Başlangıcı zordur. Küçük yaşta olur, büyük yaşta olur, bazen hasta yatağında seni yakalar, bazen bir şezlongda. Büyülü bir hikaye sanki içinden geçer, seni sarmalar ve bırakmaz. Sonrası….. Sonrası malum bu sitede yazan kişiler ortaya çıkar.

     Benim de içimden geçen bir sürü hikaye oldu tabi ki. “İki Yıl okul Tatili”, “Hababam Sınıfı” “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” derken tutuldum ben de bu hastalığa. Hala da devam. Bazen arsızca ve arkamdan kovalayan varmış gibi bir kitap bir kitap daha. Sonra boş ve bazen de uzun bir dönem. Sanki kendimi nadasa bırakmışım gibi. Ne eksen olmuyor. Başlayıp tamamlayamadığım kitaplar, büyük bir boşluk. Sonra yine bir büyülü kitap yakalama, o kitabın yine içimdeki bir noktaya dokunması ve tam yol ileri.

    Neticesinde okumak yalnız bir eylemdir. Yazmak ise okuyan insanın sosyalleşmesidir. Bak ben böyle düşünüyorum, böyle hissediyorum, böyle hayallerim var dersin okura ve sen de zihnindekileri boşaltırsın ta ki yenileri dolana kadar. Dolayısıyla okuyan her insan aslında yazmak ister. İster ama yazmak da birazcık emek ister. İşte bu emeği veren buradaki çocuklarımız gerçekten çok değerliler. Hepinizin emeğine sağlık. Bir de teşekkürler sevgili kardeşim Bilge’ye. İçindenHikaye Geçen Çocuklara bu şansı verdiği için.

Tansu Kahyaoğlu