Serüvenli Surat

Yazarı:

Nahid Mahdavi Asl

Resimleyen:

Alireza Goldoozian

Çeviri:

Cihan Gerçek

Yayınevi:

Evrensel Basım Yayın

Yaş grubu: 2+

Sayfa sayısı: 32

Basım yılı: 2000

SERÜVENLİ SURAT

      "İki elim, iki kolum bacaklarım var. Her insanda bir burun bir de ağız var." Bu şarkıyı hatırladınız mı? Ben yazarken bile içimdeki ses, şarkı şeklinde seslendiriyor bu sözcükleri. :) 


      Burada doğmuş İngilizcesi ana dili olan çocuklarla Türkçe dersi yaparken vücudumuzdaki organların Türkçe isimlerini tekrar edebilmek için bu şarkıyı dinleyip birlikte söylemeye çalışıyorduk. Hepimizin bildiği gibi nakaratında "Sen hiç gördün mü üç kulaklı bir adam? Olur mu hiç üç kulak dön de aynaya bak!" dediği anda 6 yaşındaki küçük öğrencim isyan etti ve: "Olur, ben biliyorum üç kulaklı insan." dedi.


       6 yaşındaki bir kız çocuğu 30 yaşındaki bir kadına defalarca sözcükleri düşünmesini sağlayan birkaç sözcük söylemişti. Hiç duymadığım şekilde duyurdu şarkının sözlerini bana. Çocuk doğru söylüyordu evet, üç kulaklı insan da olur, ayağı kolu olmayan, gözleri görmeyen, tek gözlü insan da.              

     İnsan diye sınırlandırdığımız kavramlar olduğu sürece, bu sınırların dışındaki herkes, çocukların ileride karşılaştıkları, dönüp aynaya baktıklarında gördüklerinden farklı olan her şey, onların insan algısının dışında kalmaya mahkum olacaktır. Sonra da toplumumuzun neden herkese karşı duyarlı olamadığını tartıştığımız günlerimiz elbette çok olacaktır.  Bu nedenle çocuklarımızla anlayabilecek yaşta olduklarında bu konuların konuşulması bütün geleceğimiz için önem taşıyor.


       Drama çalışmalarının sonunda söylenen bir söz vardı: "Söylemezsem çatlarım patlarım dediğiniz bir şey var mı?" diye işte bu sözler de benim için bu kitaptan önce söylenmezse çatlanıp patlanacak sözcüklerdi. 


      "Serüvenli Surat" kitabında aslında birçok konuyu birlikte işlemiş yazar:  Organlarımızı öğrenirken aynı zamanda arkadaşlık, komşuluk ilişkileri konuları ve yalnız da mutlu olunabileceğinin mesajları üzerinde durulmuş.

     

      Hasta olmuş ve görevini yerine getiremeyen bir Burun Bey'imiz var baş rolde. Önceleri arkadaşları yine onun yalnız olmasından üzüldüğünü düşünüyorlar ancak hasta olduğunu anlayınca hep birlikte iyileşmesi için ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Mesela: Ayaklar hemen Burun Bey'i doktora götürüyor. Ağız ve Eller de arkadaşlarına yardım ettiği için doktora teşekkür etmeyi de unutmuyorlar. Dil biraz ilaçları içmek istemese de Ağız Hanım anlatıyor arkadaşları Burun Bey için bunu yapması gerektiğini. Eller bir çorba yapınca Burun Bey sabahına iyileşmiş, koku alabilir kalkıyor yatağından ve anlıyor aslında yalnız olmadığını, arkadaşlarının çok değerli olduğunu.
 

    Sürpriz bir son yok bu kitapta ama çocukların yüzlerini bir bütün olarak görmekten vazgeçecekleri ve her organlarına ayrı önem verecekleri kesin bu kitaptan sonra. Kendi organlarımızın komşuluğu kadar çevremizdeki komşularla da hep aynı duyarlılıkla kalabilmek, kendi serüvenimizi de hep böyle sonlandırabilmek dileğiyle... 

 

Bilge Bilgi