Saat Neden İcat Edildi?

Çok çok eski zamanlarda yaşayan masum mu masum, kirli saçlı, mavi gözlü ufak elleri olan çirkin bir kız yaşarmış. Bu kız o kadar eski bir zamanda yaşarmış ki, o zamanlar ne dil varmış ne lisan. İnsanlar sabah barındıkları yerden çıkıp hayvan avlar, yemek yer, gece olunca da yatarlarmış.  Kızcağızın bir de uzaktan uzaktan sevdiği birisi varmış. Oğlan hep buraya aykırı olmak ister, kendi çapında sürekli yenilikler için çabalar düşünürmüş fakat bulunduğu yerde ilerleyeceğinden hiç ümidi yokmuş. Nereye olursa olsun bu aptal topluluktan gitmeyi kafasına koymuş. Bizim küçük kız ona fazlasıyla tutkunmuş. Gün boyu onu izler, derdini anlamak ister, onunla birlikte sinirlenip onunla birlikte mutsuz olurmuş. Uzaktan uzağa..

 

Bir gün kız eline geçirdiği bir dolu taşı önüne sırayla dizerek vakit harcarken öte yandan sevdiğini izliyormuş. Bir taş daha koyup kafasını oğlana çevirdiğinde, onun birden ayaklandığını ve hızlı adımlarla uzaklaştığını görmüş ve telaşlanmış. Arkasından gitmeye çalışmış. Bağırmak çağırmak 'dur' demek istemiş fakat sadece boğuk ve manasız bir ses çıkarabilmiş. Oğlanın gitmesini engelleyememiş. Aralarına taşlar, çiçekler, ağaçlar dağlar girmiş. Kız umutsuzca barınağa dönmüş. Öyle çok üzülmüş ki, ne yapacağını bilememiş. İçinde her gün büyüyecek olan bir alev ateşlenmiş. Taşlarının olduğu yere geri gelmiş. Gözü hep onu en son gördüğü yerdeymiş. Ama artık o orada değilmiş. 

 

Çok pişman olmuş kız. Gidişine engel olmak adına elinden hicbir şey gelmediği için içi içini yiyormuş. Önündeki sıralı taşlara bakmış. O sayamasa da orada tam 13 taş varmış. On üçüncü taşı koyup kafasını kaldırdığı anı hatırlamış. Kız istemiş ki o taşı oraya koymadan önceki zamana dönsün ve hep orada kalsın, sevdiğinin gitmediği anda. Bu isteği üzerine son taşı alıp çok uzaklara atmış. Ama bakmış ki şeklin iki ucu da açık. Olur da dalgınlığına yeni bir taş eklerse diye birinci taşı ve on ikinci taşı yan yana getirip biçimsiz bir yuvarlak oluşturmuş. Böylece zaman bir'den başlayıp on ikiye kadar gidecek, yeniden bire geçecekmiş. Bu sonsuz döngü sayesinde onüç hiç olmayacak, sevdiği hiç gitmeyecekmiş. Bozup bozup yaptığı her yuvarlakta, saati icat ettiğinden bihaber sevdiğinin gitmediği zamana geri gideceğini sanıp sanıp on ikinci taşta kafasını kaldırmış. Her defasında yeni bir hayal kırıklığı ile yeniden başlamış ve bir ömür böyle geçmiş...

Rabia Aşar