Ömer Yatır

                                     
    Hey! Çocuklar duydunuz mu? Türkiye' de ve dünyada kitap okuma etkinliği yarışı başlamış. Bunun için, kitap okumayı seven bir arkadaşımız evinin bir köşesini arkadaşları için kütüphaneye çevirmiş. Bir bakkal amcamız dükkânına kitaplar koyup çocuklara okumaları için kitap dağıtırken, bir ablamız da KİTAP OKUYAN ÇOCUKLAR konusunda bir site düzenlemesi yapmış. Burada, kitap okuyan herkes yazı da yazabilecekmiş. Ne kadar güzel değil mi?

SİZ DE KATILIR MISINIZ?

  Bilge BİLGİ birçoklarının okumaktan uzak durduğu, birçoklarının da bilgi edinmekten uzak tutulmaya çalışıldığı şu zamanda galiba olmaz denilene çomak sokmuş. Ama iyi olmuş. Bu çalışma masallarda düşen üç elmadan birinin çocukların üstüne düşmesi gibi bir şey olmuş, çok güzel olmuş. Ben bunu çok sevdim. Bakın 65 yaşındaki bir çocuk olarak ben de bu sayfaya katıldım.

    Okuyan kişiler bizi okumaya yönlendirirken “Okumak erdemliliktir. Okuyan kişi okuduğu kitapların kalınlığınca yükseğe çıkar, görme engeli duvarının arkasındakilere daha kolay ulaşır, farkındalığını artırır. Evrene, yaşama bakış açısını biraz daha genişletir.” derlerdi ama bizim çağımız, gereğince okuyamadı.

    Ya yasaklarla ya da sunum eksikliği yüzünden kitaplara ulaşamadı. Yani okuyamadı.

   Okuyamadığı için sorumluluklardan kaçtı. Farkındalığını geliştiremediği ve sorumluluktan kaçtığı için, tarih boyunca yarını belirleyici yerlere sorunlu sorumluları seçti. Yani günün suçlarına kendini ortak etti. 

   Ama biz bugün dünkülerden kendimizi ayırıp çocuklarımızı kitaplarla erken tanıştırabilir isek eğer, onların aradıklarını bulmalarına, farkındalıklarının artmasına, problemlerinin çözümüne de rehberlik yapmış oluruz diye düşünüyorum.

   Evet, dün okumadığımız için hayallerimizden uzaklaştık. Neden okumadığımızı soranlara da sanki çok lüzumsuz bir özelliğimizden bahsedermişçesine “Öyle bir alışkanlığım yok.” demeyi maharet saydık. Telefonla oynamayı, kahve köşelerinde zaman öldürmeyi, dizi izlemeyi kitap okumaya yeğ tuttuk. Farkındalığımızı yitirdik.

   Geçmişten bu yana her yönetimde bizi yönetenlerin ben çobanım demesini, kendimizin de bu durumda bir sürü olduğunu fark edemeden alkışladık. Galiba toplum mühendisliğinden sınıfta kaldık. Oysa milyarlarca dolar harcayıp aptal kutuları başında vakit geçireceğimize, haftada bir saat bile ailece kitap okumaya zaman ayırabilseydik eğer, Japonlar gibi bilgiye ulaşmayı, Fransızlar gibi sorgulamayı da öğrenebilirdik. Akıllı telefon kullanma akılsızlığıyla beynimize zarar vereceğimize, okumayı alışkanlık edinebilseydik eğer, Atom enerjisinin insan yaşamını kolaylaştıran bir enerji olarak kullanılabildiği gibi, bazılarının bu enerjiyi savaşlarda kendi gibi düşünmeyenleri yok etmekte kullandığını da öğrenebilirdik.

      Okumayı öğrenebilseydik eğer, aklımızı kullanmayı da öğrenir, gerekirse bir karınca topluluğu gibi bir fili çökertir, gerekirse küçük bir yengeç topluluğu gibi kartallara kafa tutabilirdik.

     Yani bence, dün kitap okumayı beceremediğimiz için bugün bu haldeyiz.

     "Hadi, biz de başlayalım!" diyenlere, tembelliğimizi örtmek için “Bizden birşey olmaz!” demeyi bırakıp  "Yarın" için biz de DEĞİŞİM, GELİŞİM istersek eğer, "Yarın" biz de okumaya başlayabiliriz.

Niye olmasın? 

                                                                                   Ömer Yatır
                       

Niye Olmasın?