1986, İstanbul/Çapa doğumlu. Şehir Tiyatroları Çocuk-Genç Eğitim Birimi’nde ilk tiyatro eğitimini aldı. Maltepe Üniversitesi G.S.F Oyunculuk Bölümü’nü tam burslu kazanıp birincilikle mezun oldu. Aynı dönemde İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Anasanat Dalı Pantomim Bölümü’nü bitirdi. İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. İtalya, Polonya, Bosna-Hersek başta olmak üzere kültür-sanat projelerinde tiyatro alanında çalışmalarda bulundu. Viyana, Dresden, Bratislava, Prag ve Budapeşte’de sahne sanatları araştırmalarını gerçekleştirdi. London-Regent’s University-Migration Conference kapsamında “Do art and literature migrate?” başlıklı bildirisi yayınlandı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda akademisyen olarak çalışmalarına devam etti. Büyük Kulüp’te Beden Dili Kullanımı-Diksiyon dersleri verdi. Üç yıl PYP eğitimi üzerine yürütülen seminerlere dahil olarak alternatif eğitim metotları konusunda deneyim elde etti. Cartoon Pantomim’i Türkiye’ye getirerek bir ilki başardı. TRT-Çocuk’ta hem oyuncu hem de program sahibi olarak “Çizmece” karakterini Cartoon Pantomim tekniğiyle canlandırdı. Çeşitli eğitim kurumlarında son 9 yıldır okul öncesinden yetişkin grubu kapsayan farklı yaş aralıklarıyla Yaratıcı Drama Atölyeleri yürüttü. Çağdaş Drama Derneği’ndeki Yaratıcı Drama Liderlik programına katıldı. Rol aldığı oyunlar-tv projelerinden bazıları: Atuan Mezarları (Arha-İsmet Küntay En İyi Oyun Ödülü), Yalancı (Colonbina-En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü)Yer Demir Gök Bakır (Hüsne), Lysistrata (Lysistrata-Övgüye Değer Oyuncu Ödülü), İki Efendinin Uşağı (Truffaldino-En İyi Kadın Oyuncu Ödülü), Binbir Gece (Tuhfe), Düşler Sirki Başlıyoor (Ç.O-Şehir Tiyatroları), Masalçalan (Ç.O- Semaver Kumpanya) Avrupa Yakası-Atv (2008), Çizmece-Trt-Çocuk (2012) Halen profesyonel oyunculuğa devam etmek ve Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği Merak Eden Çocuk Okulları’nda Drama öğretmenliği yapmaktadır.

Nurçin  Karabıyık

Merhaba Okuyan Çocuk,
Sana Değerli Okuyan Çocuk ya da sevgili okuyan Çocuk demeyi düşündüm. Fakat sadece Okuyan Çocuk demek tüm seslenişlerden daha anlamlı geldi bana. Çünkü sen kendini niteleyen, seni anlatan sözcüğü bulmuşsun. Okuyan Çocuk demek, hayal etmek demek, emek demek, cesurca “Neden?” diye sorabilmek demek… Okuyorsam yazabilirim ve başka bir çift göz tarafından okunabilirim demek.. Şimdi anlatabildim mi acaba senin sadece Okuyan Çocuk kimliğindeki değerini?
İşte bu yüzden yine sesleniyorum sana: Merhaba Okuyan Çocuk.. Sana bir sır vereyim mi? Ben de senin yaşındayken Okuyan Çocuk’tum… Sözcükler zihnimde dans etmeye başladıkça önce kalemim kıpır kıpır hareketlendi, böylelikle kendimi yazarken buldum. Sonra kalemimdeki kelimeler sahneye çıkmak istedi, izin verdim hayallerime. Minik öykülerim, kocaman tiyatro oyunları oldu. Kocaman tiyatro oyunlarında dev oldum küçük yüreğimi dinledim, peri oldum kanatlarımı boyadım, saçlarımı kestim Küt Saçlı Rapunzel’i kocaman kahkahalarla yarattım. 
Peki sen Okuyan Çocuk, senin hikayenin kahramanı kim olacak? Bir tiyatro sahnesine mi taşıyacaksın onu ya da notalarla mı besleyeceksin? Belki kimsenin aklına gelmeyecek bir fikirle renklendireceksin kahramanını. Çok heyecanlı bu yolda bir gün bir Susam ile bir Kurabiye olarak karşılaşırız belki de? 
Yollarımızın kesişmesi dileğiyle
Görüşmek üzere Okuyan Çocuk…