Ela  Önceltekin


       Yağmurlu ve bulutlu bir gündü. Arabanın arka koltuğunda camdan dışarı seyrederken havanın da benim kadar hüzünlü olduğunu düşünüyordum. Arkamda arkadaşlrımı, okulumu, çok güzel bir odamı geride bırakıp hiç bilmediğim bir yere doğru yola çıkmıştım.
      Babam sesizce arabayı kullanıyordu. Belliki o da benim gibi çok üzülüyordu. Annem de dalgın bir şekilde dışarıyı seyrediyordu. Babamın işleri bozulduğu için küçük bir kasabada dedemden kalmış eve taşınmak zorunda kalmıştık. En sonunda kasabaya geldik. Kasabada sanki kimse yaşamıyor gibiydi. Sessiz ve sakindi. Eski bir evin önünde durduk. Arabadan inip evi seyretmeye başladım. Evi hiç beğenmemiştim. Annem bana bakarak “ Bu evi çok seveceksin Damla.” Demişti. Bende kızgın ve mutsuz şekilde “Keşke.” Dedim.
     Babam eşyaları indirirken annem kapıyı açtı içeriye girdik. Annem “İşte burası senin odan” dedi. Bende eşyalarımı isteksizce dolabıma yerleştirdim. Sessiz bir akşam yemeğinden sonra odama çıktım. Canım çok sıkkındı . Odamda dolaşırken tahtanın gıcırdaması dikkatimi çekti. Yerdeki kilimi merakla kaldırdım. Yerde bir kapak olduğunu  farkettim. İlk önce kapağı açıp açmamakda kararsız kaldım. Ama sonra cesaretle kapağı kaldırdım. Bembeyaz bir ışık geliyordu. İçerden tatlı bir ses “Damla Damla“ diye sesleniyordu. Aşağı doğru uzanan çiçeklerle süslenmiş  merdivenlerden inmeye başladım. Tam o sırada annem “Damla hadi yatartık” diye seslendi. Ben de acaleyle kapağı kapatıp, kilimi üzerine örttüm. “Tamam annecim” dedim.
     Yatağa yattığımda olanları düşünmeye başladım. Artık bu evde mutlu olacağımı biliyordum.
                                                                                                                           Ela Önceltekin

Kilimin Altındaki Mutluluk