Ecem Nazlı Özkan

CESARET Mİ?


    ‘’Yaparım niye yapamayayım ki? Ben sizin gibi ödlek değilim ‘’ dememle başladı her şey. Keşke onlar da, ben de bu kadar inatçı olmasaydık da bunlar başıma gelmeseydi.
    Bir  yaz günü  benim inatçı arkadaşlarım tatil için Fethiye’ye gideceğimizi öğrendiklerinde durmadılar yine. Madem Fethiye’ye gideceksiniz, oraya gitmişken paraşütle atla da görelim diye tutturdular. Benim  , yaparım dememle yaygarayı bastılar. Ben de, madem öyle iddiaya girelim dedim, onlarda kabul ettiler. Söylemez olaydım!  Kaybeden taraf bizim gruba pasta ısmarlayacaktı. İddianın şartı da paraşütle atlayışımı videoya çekmekti.
    Sayılı gün çabuk geçer derler ya bizim de Fethiye’ye gideceğimiz gün gelip çattı. Yol da bir o kadar çabuk geçti. Sabah Fethiye’ye geldiğimizde annem beni yanına çağırdı. Ne diyeceğini çok merak ediyordum. Yoksa paraşütle atlayacağımı öğrenmiş miydi? Ne diyecektim şimdi anneme? Benim gibi cesaretsiz biri nasıl kabul etmişti böyle bir şeyi? Geri dönmek de olmazdı sözümden.
    Anneme olan biter her  şeyi anlattım. İzinsiz böyle bir şeye kalkıştığım için biraz kızsa da beni cesaretlendirmeye çalıştı. Benimle birlikte geleceğini, bana cesaret vereceğini söyledi.
    Kahvaltımızı yaptıktan sonra arabamıza binip dağa gittik. Dağa giderken aklıma paraşütle atlarken düşen insanlar geliyordu. İster istemez ya ben de düşersem diye korkmaya başladım. Bir taraftan da sen cesaretlisin diye düşünüp kendi kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Çok korkuyordum ama kimseye belli etmemeliydim.
    Dağın virajlı yollarına tırmanırken iyice korkmaya başlamıştım. Arabanın durmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım. Paraşütlerin bulunduğu yere doğru ilerliyorduk. Oraya varınca biraz atlayanları izledik, hiç birine bir şey olmayınca bana da bir cesaret geldi. O cesaretle hemen gidip ücreti ödeyip, atlamak için hazırlanmaya başladım. Bana yardımcı olan görevli nasıl atlamam gerektiğini şöyle anlattı ‘İlk önce kendini boşluğa bırakacaksın. Sonra ona kadar sayıp; şu ipi çekerek paraşütünü açacaksın. Sakın ha paraşütü erken açma.’ dedi. Ardından anneme sarıldım. Görevli ve annem bana iyi şanslar dilediler.
     Ben içimden dualar okuyordum ki ne olduğunu anlayamadan birden havalandım. Aynı anda birçok şey hissediyordum, kameramı da hazırladım. On saniyenin geçtiğinden emin olduktan sonra paraşütümün ipini çektim, fakat paraşütüm açılmadı . Korkuyla bir  kaç  defa  daha ipe  asıldım. Fakat hala aynıydı. Yapamamıştım işte. Kendimi bile bile ölüme bırakmıştım. Cesaretli görünmeye çalışmakla büyük yanlış yapmıştım. Hızla aşağıya süzülüyordum ve hala paraşütüm açılmamıştı. Ben de artık başka bir çaremin kalmadığını düşünüyordum. Annemi, babamı, kardeşimi, arkadaşlarımı düşünüp, kendime böyle bir iddiaya girdiğim için kızıyordum ki birden paraşütümün açıldığını fark ettim.
    O anki rahatlığımın ve mutluluğumun tarifi asla olamazdı. Ailemi ve arkadaşlarımı da kaybetmeyeceğimi anlayınca daha çok mutlu olmuştum. Bulunduğum yerin manzarasını da yeni fark etmiş oldum. Muğla’yı seyretmeye öyle dalmışım ki indiğimi bile fark etmedim. Üzerimdekileri çıkarıp videoyu aldım. Oradaki abi ise benim paraşütümün açılmadığını görmüş olsa gerek: ‘’ Paraşütünün açılmamasına rağmen çok soğukkanlı davrandın ve bu sayede çok güzel bir atlayış gerçekleştirdin. Seni tebrik ederim’’ dedi. Telaşla yanıma gelen annem ise ‘ Paraşütün açılmayınca bir an seni bir daha göremeyeceğimi düşündüm. Ah yavrum! Ne kadar da korkuttun beni.’dedi ve sarıldı bana. O anda bile kafam videoda ne halde olduğumu  düşünmekle meşguldü.
     Otele gider gitmez videoyu izlemek için bilgisayarı açtım. Fakat o da neydi? Atlayışımın videosunu bulamıyordum. İşte o zaman, o an ki heyecanımla videoyu çekmediğimi anladım.
    Eve varınca ilk işim bizim grupla buluşmak oldu. Arkadaşlarıma başımdan geçen her şeyi anlattım. Bana  inandılar, bu cesaretim için beni tebrik ettiler , iddiayı kazandığımı söylediler fakat benim o anki hallerimi çok merak ettikleri  için, seneye tekrar atlamamı istediler. Cesaretli biriydim artık ben. Bunu arkadaşlarıma kanıtlayamasam da kendime kanıtlamıştım ne de olsa.
    İddiayı kazandığımdan çok, o heyecanı tattığım için çok mutluydum. O anları hatırladıkça nasıl bu kadar cesaretli olduğuma şaşıyordum. Önceden her şeye tedirgin yaklaşırdım. Yapamam sanırdım. Ama şimdi bu olay sayesinde hayatta biraz da cesaretin pek zararı olmadığını anladım. O günden sonra her şeye karşı biraz daha cesaretli davranmam gerektiğini öğrendim. 
    Şimdi aradan yıllar geçti. Öğrencilerime yeri geldikçe başımdan geçen bu olayı anlatıyorum. Onlar ilgiyle dinlerken ben içimden kendime gülüyorum. Çıkardıkları tek bir sonuç oluyor hepsinin. Bu hayat bazen cesaretli davranmak gerek. Cesaretli ol ki başarabilesin.