Sevgili Günlük,

22.02.2016

Sonunda çalışmalarımızın karşılığını alacaktık. Yarın sahneye çıkıyorduk. Bu bir orkestraydı ve ben orkestrada saksafon çalıyordum. Bu zor bir işti. Nefesinizi düzenlemeniz gerekiyordu. Bunun için kursa gitmiştim ve beş aydan sonra artık hazırdım.

 

  Yarını hayal ederek derin bir uykuya daldım. Sabah uyandığımda saat sekiz civarıydı. Ben galiba heyecandan uyuyamamış erken kalkmıştım. Hızlı bir şekilde kahvaltı yapmaya çalıştım ama sanırım yine heyecandan, hiç iştahım yoktu. Ardından hemen gösteri için aldığım siyah eteğim ve beyaz gömleğimi giydim. Artık hazırdım. Saksafonu ve notaları kaptığım gibi hemen arabaya atladım. 

  

 Biraz trafik vardı.Yaklaşık bir saat sonra gösteri merkezine vardım. Son bir prova aldıktan sonra misafirler gelmeye başladı. Çok geçmeden salon ağzına kadar dolmuştu. Şef son hatırlatmaları yaptı. Herkes yerini aldı ve perde açıldı. Herkes bizi izliyordu. Çok heyecanlanmıştım. Birkaç saniye sonra sıra bana geldi. Kendimi toparladım ve çalmaya başladım. Ortaya eşsiz bir müzik çıkıyordu, belkide bir daha dinleyemeyeceğiniz bir müzik. O an benim için bir harikaydı.

 

 Neredeyse yarım saat sonra müzik yavaşladı, hafifleşti. Az sonra herkes çalmayı bırakmıştı -ben dışında- ben gösteri sonunda saksafonla bitiş yapıyordum. En sonunda bende müziği hafifleştirdim ve bitirdim. Hepimiz selam verdik önümüze güller yağmaya ıslıklar çalmaya alkışlar kopmaya başladı. Ve son olarak artık perde kapandı.

Duru Savaş