Okulun İlk Günü

Anne: “Yusuf! Okulun ilk gününü kaçırmak istemezsin değil mi?

 

Yusuf: “Tamam anne gidiyorum, seni seviyorum.”

 

Okulun ilk günü lisedeymişim gibiydi. Ama o kadar şaşırmadım çünkü 8. sınıfa başladım. Önceki okuldan atılmadım, annem beni attı. Çünkü orada sadece 3 ders vardı, 1 derse 15 tane ödev veriyorlardı ve hiç arkadaş edinemiyordum. İlk gün sınıf arkadaşlarım bana ezik veya inek öğrencisiymişim gibi davrandılar. Nedenini hiç anlamadım, hiç öyle görünmüyorumki. Sonra sordum...

 

“Neden bana inek yada ezikmişim gibi davranıyordunuz,” diye sordum. Hiç kimse bana cevap vermedi. Sonra bir kız bana bir şey diyecekken zil çaldı. O kızla yan yana oturuyordum. Sınıfa yeni matematik öğretmeni gelmiş. “Adım Hakan Bey” diye geldi. Herkes “Hoş geldin Hakan Bey” dedi ama ben demedim; sonra bir öğrenci bağırarak “Hoş geldin Hakan Bey!” dedi. Hakan Bey “Kim yaptı o patırtıyı?!” diye sordu. O kız dışındaki herkes beni suçladı. Ama Hakan Bey o sırada benim hiç konuşmamış olduğumu fark etmişti. Sonra kanmış gibi yanına çağırdı. Çok korkmuştum. Ama bana göz kırptı, ben de anlamıştım. O da kulağımı çekmiş gibi davrandı. Ben de acımış gibi ses çıkardım, sonra sırama geri oturdum.

 

Sonra Hakan Bey bize çok zorlu bir soru sordu “786x6589=?”işlemini sordu. Hiç kimse cevabı yapamazken ben çözmüştüm. Dedim “Cevap 5178954” dedim ve doğru çıktı. Herkes nasıl çözdüğümü merak etti; ve ben de onlara anlattım.

 

Fen dersinde Özge öğretmen vardı.

Özge: “Hepinizin sıranızda birer makine olacak ve yanımda gördüğünüz gibi farklı renklerde iksirler var. Onlardan sadece iki tane rengi alın makinenin içine koyup çalıştırın. Bakalım neler olacak?” Biri kırmızıve sarı koydu ve aniden bir patlama oldu, biri de yeşil ve mavi koydu ve hepimiz kısa bir sürede uçtuk o kısa sürede çok eğlendik, biri de mavi ve sarı koydu onun evcil bir tavuğu oldu, ben çok heyecanlanmıştım aynı zamanda çok korkmuştum; ya bana kötü bir şey gelirse diye ama gene de denedim kırmızı ve yeşil koydum ve etraf güzel bir şekilde rengarenk oldu. Herkes beni alkışladı.

 

Teneffüslerde çok sayıda öğrenci hızla koridora gidip oyunlar, yaramazlıklar ve sohbet ediyorlar.  Ben ise sınıf arkadaşlarım Selin ve Kaan’la beraber kitap okuyup, resim çiziyor ve sohbet ediyoruz. Kaan bize genelde futboldan bahsediyor. Selin makyajdan. Ben ise bitkilerden bahsediyorum. Bir gün Selin ve Kaan’la bir konuşma yaptık...

 

Yusuf: “Bence aramıza daha çok kişi almalıyız. Sizi seviyorum, siz de iyisiniz de ne kadar çok o kadar iyi.”

Kaan: “Aynen aynen, çok iyi bir fikir, tıpkı futbol takımı gibi.”

Selin: “Hayır, biz böyle iyiyiz, onlar ilişkiyi zorlatır.”

Bundanbirazdan kavga çıkacaktı bu yüzden koşarak Türkçe öğretmeni Şeyda’yı çağırdım. Şeyda “bence bir deneyin” dedi. Biz de aramıza katılanların isimlerini yazdık.

 

ARAMIZDAKİLER YENİ

.Ayşe

.Çınar

.Pınar

.Berat

.Arkadaş

.Nilüfer

 

Listedekilere sorduk ve hepsi kabul etti. Ve hepsinin bizim gibi anlatacakları konular var. Ayşe: Camdan süsler ve desenler, Çınar: Video oyunları, Pınar: Hayvanlar, Berat: Şakalar (troller), Arkadaş: Besinler, Nilüfer: Fizik. Ve bundan sonra mutlu son. :D

Coşkun Yusuf Yaz Türkeli