Ekonomi ve Kalkınma

        Ekonomi bir ülkenin sanayi, tarım, turizm, teknoloji, jeopolitik özelliklerini taşıyan bir belgedir. Bunun gibi çoğu etken bir ülkenin gelişmişliğini ifade eder. En önemlisi de bir milletin bağımsızlığını kazanması gereken faktörlerdendir. Kısacası ekonomi bir ülkenin hayat damarlarından biridir.

Kalkınma ise bir ülkenin çağdaş medeniyetlere yetişme durumudur. Kalkınma bir milletin muasır medeniyetler seviyesine ulaşmasıdır. Bunu başarmak için çalışkan, gözü pek ve fedakâr olmalıdır. Muasır medeniyetler seviyesine erişmiş bir milletin alnı ak, göğsü kabarıktır.

       Ekonomik açıdan kalkınmak için ülkenin durumunu çok iyi tanımak gerekir. Hangi sanayi kollarına yatırım yapılmalıdır? Ülkenin neresinde ne tür tarım ürünleri üretilmelidir? Teknolojiyi yakalamak için nasıl bir yol izlenmelidir? Bunların planlanması için ülkemizde Atatürk tarafından beş yıllık kalkınma planı uygulandı. Atatürk ilk olarak Alpullu, Uşak, Eskişehir ve Turhal’ de şeker fabrikaları, Ankara’da Nuri Demiral Uçak Fabrikası, Eskişehir’de hava tamirhanesi, İstanbul’da Maden Tetkik Arama Enstitü’sü ve daha birçok kalkınma faaliyetini hayata geçirdi. Bunları yapmasındaki amaç Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine çıkartmaktı. Çünkü ekonomisi kötü olan bir ülke manda ve himaye altında kalmaktan kaçamazdı. Dışarıya bağımlı bir ülke haline gelir, bir çivi bile üretemeyen ilkel bir toplum olurdu. Böyle bir toplum ekonomik olarak bağımsızlık tan nasıl söz edebilirdi ki?

      Ekonomisi yüksek bir ülkede kişi başına düşen milli gelir fazladır ancak ekonomisi düşük bir ülkede bunu diyemeyiz. Örneğin Almanya’da asgari ücret 1500 euro iken Bangladeş’te asgari ücret 20 dolardır. Bu verilere bakılarak Almanya’da halkın refah seviyesinin Bangladeş’e göre yüksek olduğu söylenebilir. Almanya’da yönetimdekilere karşı saygı ve güven ortamı varken Bangladeş’te yönetime karşı isyan ve çatışmalar baş gösterir. Dolayısıyla ekonomi ülkelerdeki siyasi durumları da etkiler.

      Kısacası Atatürk’ün dediği gibi “Ekonomisi zayıf bir ulus , yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz ; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz;toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz.”

Belemir Aydın