Ah  Çocuklar!

   “Hasretinden prangalar eskittim” diyen aşk dolu,sevda dolu şair Ahmet Arif, “Kelebeklerin bile çocuklardan daha uzun yaşadığı coğrafyada size hangi şiiri yazayım?”  da demiştir.

   Sevdiğinin hasreti ile prangalar eskiten, dört duvar arasında yıllarca yaşayıp dizelere sığınan şair, çocuk gönlünde, çocuk ölümlerinden dolayı üzgünlüğünden kahroluyor; en sevdiği işi -Şiirlerle dile gelme mutluluğundan- vazgeçiyor. Çünkü bir çocuğun ölümüne hiçbir dize teselli olmuyor.

  Ölmek,Türk Dil Kurumu sözlüğünde yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek şeklinde tanımlanıyor. Peki ya çocukken ölmek? Hangi sözlükte tanım bulur bu acı? Hangi ses karşılar bunun anlamını?

 

   Büyüklerin günahları öldürür çocukları. Para hırsı, toprak hırsı, petrol hırsı… Alın ağalar alın! Hepsi sizin olsun! Ab-ı hayat için, yaşayın sonsuzca, gezin fethettiğiniz topraklarda, kulaç kulaç  yüzün ele geçirdiğiniz zenginliklerde… Ama bırakın bundan gayrı çocukları. Bırakın da yaşasın onlar. Oynasınlar dünya onlarla oynamadan. Çekin kirli ellerinizi çocuk gözlerinden. Onlar masum, onlar günahsız! Bırakın oynasınlar, sek sek çizsinler hayat çizgisinde, zıplasınlar dilediklerince.

Savaş her zaman kötü. Ama en kötüsü çocukların canını alan savaş.

Yeter artık kıymayın!

Barış dolu bir dünya dileğiyle…

Aylin Beşer